BIST 10011.798▼ -2,65%USD/TRY50 ₺ +0,00%EUR/TRY56 ₺ +0,00%GBP/TRY66 ₺ +0,00%GRAM ALTIN6.576 ₺ +0,00%BIST 10011.798▼ -2,65%USD/TRY50 ₺ +0,00%EUR/TRY56 ₺ +0,00%GBP/TRY66 ₺ +0,00%GRAM ALTIN6.576 ₺ +0,00%BIST 10011.798▼ -2,65%USD/TRY50 ₺ +0,00%EUR/TRY56 ₺ +0,00%GBP/TRY66 ₺ +0,00%GRAM ALTIN6.576 ₺ +0,00%BIST 10011.798▼ -2,65%USD/TRY50 ₺ +0,00%EUR/TRY56 ₺ +0,00%GBP/TRY66 ₺ +0,00%GRAM ALTIN6.576 ₺ +0,00%
birdk
Çelik: Meşru yatırımcının, mağdur edilenin korunması için gereken hassasiyet gösteriliyor
Çelik: Meşru yatırımcının, mağdur edilenin korunması için gereken hassasiyet gösteriliyor

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Düzce'de geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin'e Allah'tan rahmet dileyen Çelik, bu kayıptan sonra sosyal medyada çok çirkin, acı verici birtakım paylaşımlar yapıldığını söyledi.

Çelik, vefat haberi karşısında böylesine bir nefret söyleminin örgütlü bir şekilde ortaya çıkarılmasını lanetlediklerini vurguladı.

Pek çok siyasi partiden son derece sağduyulu, insani hassasiyetlere saygılı, bu acı kaybı paylaşmaya dönük mesajlar yayımlandığını ifade eden Çelik, bu partilere şükranlarını sunduğunu dile getirdi.

MKYK Toplantısı'nda partiye katılımlara ilişkin Çelik, "Bugün daha önceden de yol arkadaşlığı yaptığımız milletvekilimiz Cemalettin Kani Torun Bey partimize tekrar katıldılar. Kendisine evinize hoş geldiniz diyoruz. Kani Bey'in Afrika'da çok önemli çalışmaları oldu, çok değerli bir arkadaşımız. Oradaki çalışmalara çok güçlü emek verdi. Bundan sonrasında da inşallah partimizde kendi evinde bu çalışmalarını sürdürmeye devam edecek" diye konuştu.

Çelik, AK Parti'ye hem belediye başkanlarından hem milletvekillerinden çok sayıda katılım talebi olduğunu bildirerek, bunu partinin yetkili kurullarının titizlikle incelediğini, gelecek dönemde de hem milletvekili hem belediye başkanı hem de belediye meclis üyesi seviyesinde pek çok katılımı hep beraber göreceklerini söyledi.

Bugün Bodrum Belediye Meclis Üyesi Asuman Gülsoy'un da AK Parti'ye katıldığını belirten Çelik, "Bütün bunlar Türkiye'nin geleceği için AK Parti'nin ve Cumhur İttifakı'nın güvenilir adres olduğunu, hem Türkiye'nin yeni dünyanın ortaya çıkardığı sorunlarını çözmede hem de geleceğe yürümedeki iradesini AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın temsil ettiğini gösteren yaklaşımlar" değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, fon meselesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ortaya koyduğu iradeyle birlikte çalışmaların hızlı bir şekilde yürüdüğünü vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim fon dolandırıcıları, fon şeytanları dediğimiz bu yolsuzlukları yapanların üzerine gidilmesi konusunda yüksek bir iradeyle, kararlı ve tavizsiz bir şekilde hareket ediliyor. Bu fon şeytanları, fon dolandırıcıları dediğimiz kişilerle meşru yatırımcıyı, buraları meşru bir yatırım aracı olarak kullanan vatandaşlarımızı hassasiyetle birbirinden ayırıyoruz. Türkiye'nin bu konular tartışılırken sermaye piyasalarına zarar verecek, Türk ekonomisine zarar verecek birtakım yaklaşımların, değerlendirmelerin doğru olmadığını ifade ediyoruz. Ama bunun yanı sıra tabii bu fon şeytanlarının, bu fon dolandırıcılarının üzerine gidilmesi konusundaki kararlılığımızı bu mekanizmalarla ifade etmeye devam ediyoruz.

Daha önce de ifade etmiştim. Herhangi bir siyasi linç kampanyasıyla kimseyi mahkum etmeyiz, ettirmeyiz. Ama herhangi bir siyasi himayeyle de herhangi bir iddianın örtbas edilmesine müsaade etmeyiz. Burada temel mesele bütün gerçeğin açığa çıkması ve bununla birlikte gereken sonuçlara uğraşılmasıdır."

Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatıyla bu meselenin tam olarak açığa çıkması, fon dolandırıcılarının çaldıkları paraların geri alınması ve cezalandırılması konusunda devletin tüm kurumlarının, adliyeden maliyeye, bütün denetim kurumlarında herkesin görevinin başında olduğunun altını çizdi.

"Meşru yatırımcının, mağdur edilenin korunması için de gereken hassasiyet gösteriliyor" diyen Çelik, şöyle konuştu:

"Burada kimse kimsenin avukatı ya da savcısı değil, kimse kimsenin herhangi bir siyasi linç kampanyasıyla kendini savcı yerine koyup mahkum etmesi gibi bir yaklaşım içinde olmamalı. Kimsede herhangi bir iddia varsa birilerinin avukatı olup herhangi bir siyasi himaye içerisine girmemeli şeklindeki ilkemizi ayakta tutuyoruz. Bu konuyla sonuna kadar mücadele edecek iradenin Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla tam olarak inşa edildiğini, Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığındaki Koordinasyon Kurulunun da bu görevi ifa etmek üzere üst üste toplantılar yaptığını ifade ediyoruz. Sermaye Piyasası Kurulunca tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarında tasfiye sürecinin adil, şeffaf ve etkin şekilde yürütülmesi konusunda hassasiyetimiz var. Ödemelerin hukuki güvenceye kavuşturulması önemli."

Bu çerçevede Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi'nin Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildiğini ve bu hafta görüşülmesinin beklendiğini aktaran Çelik, bunun yanında bir daha böyle şeylerin tekerrür etmemesi için yapısal tedbirlerin alınması, sistemsel bir vites yükseltilmesinin son derece önemli olduğunu dile getirdi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu çerçevede mevcut kanun teklifinin yanı sıra sermaye piyasalarındaki yapısal sorunların giderilmesini sağlamaya, düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların güçlendirilmesine, yaptırım ve cezaların caydırıcılığının artırılmasına dönük ve Sermaye Piyasası Kanunu'nda kalıcı ve kapsamlı değişiklikleri öngören bir taslak çalışması üzerinde de çalışmalar devam ediyor. Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilen, Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi ile birinci olarak, tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarından bu düzenlemenin yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmış olanların adil şeffaf ve etkin bir şekilde tasfiyesi amaçlanıyor.

Ayrıca, bu fonların mal varlığından hukuka aykırı olarak çıkarılan değerlerin geri kazanılması hedefleniyor. Fon kayıp ve zararının sorumlulardan tahsili hedefleniyor ve geri kazanılan değerlerin bu fon payı sahibine ödenmesi şeklindeki usul ve esasları düzenleyecek. Yüce Meclis, bunu tartışacak ve yüce Meclis'in tartışmasıyla birlikte bu hedeflere ulaşacak şekilde bu düzenlemenin hayata geçmesi esas olacak."

Çelik, bütün bu adımları etkili bir şekilde atarken, sahtekar ve tamahkarlarla meşru yatırımcıyı birbirinden ayırt etmenin, buradaki sorunla ekonominin bütününün gücü arasındaki ayırt edici yaklaşımlara önem vermenin son derece önemli olduğunu vurguladı.

Herhangi bir siyasi linç kampanyasıyla insanların hedef gösterilmesinin doğru olmadığını, herhangi bir siyasi himaye ile herhangi bir iddianın üzerine gidilmemesi gibi bir yaklaşımın da söz konusu olamayacağının altını çizen Çelik, şunları kaydetti:

"Hem siyasi linçe karşı olduğumuzu, hem siyasi himayeye karşı olduğumuzu net bir şekilde söylüyoruz. Bunun da yolu adliyenin ve maliyenin çalışmaları çerçevesinde bütün gerçeğin açığa çıkmasıdır. Açığa çıkması üzerinden bu argümanların geliştirilmesidir. Yoksa siyasi polemik konusu yapmak üzere çeşitli şeyler çarpıtıldığı zaman mesele yanlış yerlere gidebiliyor. Bu sefer gerçekten üzerine gidilmesi gereken meselelerle ilgili enerjiler başka yerlere kaydırılmış oluyor.

Burada bizim kararlılığımız nettir ve açıktır, bu fon şeytanlığının, fon dolandırıcılığının üzerine sonuna kadar gideceğiz. Kime yakın, kime uzak, kim nerede duruyor, hangi makam sahibi, bunların hiçbirinin önemi yok. Dediğim gibi ne siyasi linçle mahkum ettiririz herhangi bir kimseyi, ne de siyasi himayeyle hangi bir iddiayı örtbas ettiririz. Gerçek sonuna kadar açığa çıkacak ve yanlış yapanlardan bunun hesabı en güçlü şekilde sorulacak."

Irak'ın bütünlüğü konusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yıllardır mücadele verdiğini belirten Çelik, Erdoğan'ın başbakanlığı döneminden itibaren Irak'ta çeşitli başbakanlarla çalıştığını, Türk, Kürt, Türkmen, Arap ve bütün mezhep unsurlarının bir arada yaşadığı bütüncül bir Irak profilinin ortaya çıkması için uzun yıllara yayılan bir çabası olduğunu ifade etti.

Çelik, bu konudaki önemli başlıklardan birinin Irak'taki Türkmenlerin kendilerine hak ettikleri yeri bulabilmesi olduğunu vurgulayarak, Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin bu çerçevede son derece kapsayıcı çalışmalar ortaya koyduğunu, hem terörsüz bölge konusunda hem de herkesi kapsayan bir hükümet modelinin oluşturulması konusunda doğru yaklaşımları olduğunu söyledi.

Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı ve Kerkük Valisi Muhammed Seman Ağa'nın Irak hükümetinde Devlet Bakanlığı görevine seçilmesini son derece olumlu bir adım olarak değerlendirdiklerini belirten Çelik, Irak'ın asli unsuru olan Türklerin, Arapların ve Türkmenlerin tarihi bir aşamaya geçtiğini ifade etti.

Çelik, "Türkiye açısından Irak'ın birliği, bütünlüğü, toprak bütünlüğü ve egemenliği ile bundan sonraki süreçte herkesi kapsayan bir hükümet modelinin belirlenmesi bakımından da son derece önemlidir. Bunun son derece kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Seman Ağa'yı tebrik ediyoruz. Başarılar diliyoruz. Irak Başbakanına ve hükümetine de buradan en içten selamlarımızı ve dileklerimizi iletiyoruz" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın üzerinde hassasiyetle durduğu konulardan birinin Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreçleri olduğunun altını çizen Çelik, Erdoğan'ın, AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın birlik ve bütünlük içinde yürüttüğü politikanın başarıya ulaşması için gereken hassasiyetin gösterilmesi konusunda parti yönetimine sürekli hatırlatmalarda bulunduğunu ve uyarılar yaptığını ifade etti.

Çelik, bölgedeki gelişmelerin Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge süreçlerinin ne kadar kıymetli ve zamanlaması bakımından ne kadar doğru olduğunu gösterdiğine işaret etti.

ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarından sonra bölgede ortaya çıkan tabloya dikkati çeken Çelik, şöyle devam etti:

"Gazze'deki soykırım devam ederken İsrail'in Batı Şeria'yı da Gazzeleştirmeye dönük attığı adımlar, Lübnan'a yaptığı saldırılar, Suriye topraklarına yaptığı saldırılar, yine Suriye içerisinde Süveyda bölgesindeki ayrılıkçı grupların bütün bu faaliyetlerini gördüğümüzde aslında çok daha büyük bir siyasi projenin yürürlüğe koyulmaya çalışıldığını görüyoruz. Dün Netanyahu'nun yayınladığı bir harita vesilesiyle de bir tartışma ortaya çıkmıştı. Siyonist işgalcilik ve emperyalist bölücülük adeta kol kola girmiş, bölgedeki Türkleri, Kürtleri, Arapları birbirlerinden uzaklaştırmak, aralarında fitne çıkarmak için elinden gelen bütün enstrümanları, çabayı devreye sokmuş durumda.

Hem bu emperyalist bölücülüğe karşı hem siyonist işgalciliğe karşı en güçlü duruşu bölge halkları olarak kardeş ülkelerle birlikte sergilemek durumundayız. Bu bakımdan Terörsüz Türkiye süreci aynı zamanda bir Terörsüz Bölge süreci olarak, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge'nin kol kola yürüyen, iç içe geçmiş, birbirinden ayrılmaz, kader birliği olan süreçler ve kavramlar olduğunu ifade etmiştik. Bu, hem milletimizin huzurunu ve bekasını teminat altına alma bakımından hem de bölgedeki kardeş halkların üzerindeki siyonist işgalcilik ve emperyalist bölücülük temelli siyasi projelerin berhava edilmesi bakımından son derece kıymetli sonuçlar doğuracaktır."

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın attığı adımlar nedeniyle Nobel Barış Ödülü'nü hak ettiğini vurguladığını hatırlatan Çelik, Barzani'ye de teşekkür etti.

Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın en çok önemsediği konunun bölge halklarının kardeşliği, rızası, duası olduğunu ve siyasi gayretini o çerçevede sürdürdüğünü söyledi.

Terörsüz Türkiye süreçlerinde zaman zaman aksamalar yaşandığına ilişkin değerlendirmelerin yapıldığını belirten Çelik, "Bunlar inişli çıkışlı süreçlerdir. Lineer süreçler değildir, doğrusal süreçler değildir. Bazen bir ayda elde edemediğiniz ilerlemeyi bir günde elde edersiniz. Bazen tersi olur. O sebeple önemli olan buradaki çalışmaların doğru yapılmasıdır. Biz çok sayıda olumsuz cümle, söylem, negatif yaklaşım görüyoruz. Tek tek bunlara cevap vermeye kalksak odağımızı kaybederiz. Odağımız Terörsüz Türkiye'nin ve Terörsüz Bölge'nin hedefine ulaşmasıdır. O yüzden odağımızdan ayrılmamalıyız. Odağımız konusunda hassasiyetimizi en güçlü şekilde korumalıyız. Sayın Cumhurbaşkanımızın, genel başkanımızın bize verdiği talimat da budur" değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, bazı kavramsal çerçevelerin, kelimelerin, önceliklerin ve sonralıkların birbiriyle çarpıştırıldığını belirterek, esas hedefin açık olduğunu belirtti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin tarihi çağrısının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatlarıyla Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreçlerinin devlet politikasına dönüştüğünü ifade eden Çelik, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin de bu süreçte devreye girdiğini, Meclis'te oluşturulan komisyon tarafından rapor hazırlandığını hatırlattı.

Çelik, daha sonra terör örgütü PKK'nın silah bırakmasını ve tasfiyesinin tamamlanmasını sağlayacak mekanizmaya ilişkin kanunun 467 oyla kabul edildiğini hatırlatarak, bundan sonraki aşamada yapılması gerekenin kanunun gereklerini yerine getirmek olduğunu ifade etti.

Kanunun gerekleri yerine getirilerek terör örgütünün tasfiyesi ve silah bırakma süreci gerçekleştiğinde kanunun otomatik olarak devreye gireceğini anlatan Çelik, sürecin sağlıklı şekilde işleyeceğini kaydetti.

Çelik, sürece ilişkin çeşitli tarihler verilmesi, yol gösterilmesi ve olumsuz değerlendirmeler yapılmasının meselenin dışında olduğunu dile getirerek, devlet kurumlarının Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatları doğrultusunda görevlerinin başında olduğunu ve üzerlerine düşeni bildiklerini söyledi.

Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yüce Meclis'in de onayladığı yasayla birlikte yol haritası iyice berraklaşmıştır. Yol haritasının siyasi tarafı, sosyal tarafı, aynı şekilde dediğim gibi kanuni zemini oluşmuştur. Yıllardır şu söylenirdi, bu işlerde siyasi irade olsa bile bir kanuni zemin oluşmadığı için ilerlenemiyor denirdi. Bu kanuni zemin de oluşmuştur. Bundan sonrasında önemli olan, mekanizmanın bir şekilde çalışmasıdır.

Bunun karşısında duran, yani Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge sürecini bütün bu berraklığın dışına çıkarmaya çalışan, burada flu bir alan oluşturmaya çalışan ve bu süreci baltalamaya çalışan hangi odak olursa olsun, siyonist işgalciliğin ve emperyalist bölücülüğün yanında kendisini konumlandırmış olur. Bu Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge süreci, Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın, Sünni'nin, Alevi'nin, Ezidi'nin, Nusayri'nin, Şii'nin, herkesin faydasına olan bir süreçtir. Herkesin hakkı olan huzuru, refahı ve güvenliği getirecek bir süreçtir. O sebeple bunun karşısında duranın tüm bu kavramlarla kavgası olduğu ortaya çıkmış olur."

Çelik, sürece ilişkin dikkatli bir dil kullanılması ve yanlış projelerin parçası olabilecek yaklaşımlardan uzak durulması gerektiğini belirterek, işin olumlu tarafına, pozitif gelişmelere odaklanılması çağrısında bulundu.

Şimdiye kadar pek çok olumlu adım atıldığını ve gelişme yaşandığını ifade eden Çelik, bunları daha da güçlendirecek adımlar atılması konusunda Cumhur İttifakı'nın iradesinin bulunduğunu vurguladı.

Çelik, 467 oyla kabul edilen yasayla ortaya konulan iradenin içerdiği yol haritasına uyulduğu müddetçe herhangi bir kaza ihtimalinin söz konusu olmayacağını belirterek, şunları kaydetti:

"İstihbari olarak da siyasi olarak da biliyoruz, süreci sabote etmek isteyen, siyonist işgalciliğin ve emperyalist bölücülüğün sponsoru olan bazı ülkeler ve odaklar olduğunu biliyoruz, görüyoruz. Burada herkes basiret ve sağduyuyla bu sürecin doğru sonuca ulaşmasını sağlamaya çalışmalıdır. Tarih bunun üzerine bugün kuruluyor. Bütün bu fitne senaryolarına, bütün bu emperyalist senaryolara karşı Türksüz Kürt, Kürtsüz Türk, Türk ve Kürt olmadan Arap, Arap olmadan Türk ve Kürt doğru, huzurlu ve anlamlı bir geleceğe kavuşamaz. Bu bir kader birliğidir. Bu hem kaderdaşlıktır hem de geleceği beraber kurma iradesidir. Bu gözle bakmamız gerekir diye değerlendiriyoruz."

İsrail'de seçimler vesilesiyle mevzi kaybeden soykırım şebekesinin Gazze'de ateşkesin ikinci aşamaya geçilmesini engellemeye çalıştığını söyleyen Çelik, "Hamas kabul ettiği halde Netanyahu hükümeti ikinci aşamaya geçilmesini kabul etmiyor, bunu engelliyor. En basitinden yeterli miktarda insani yardımın oraya ulaşmasını bile engelliyor. Halen de saldırılarla Gazze'de insan öldürmeye devam ediyor" diye konuştu.

İsrail'in şimdi de Batı Şeria'da adımlar atmaya başladığını belirten Çelik, "Onların tabiri 'yerleşim yerleri açıyoruz' diyorlar. Biz yerleşim yerleri demiyoruz. Biz oralara 'hırsızlık bölgeleri, işgal bölgeleri' diyoruz. Yerleşimci tabiri yanlış bir tabirdir. Filistinlilerin toprağına çöken kişinin adı yerleşimci değil hırsızdır. Filistinlilerin toprağında kendisine yer yapmaya çalışan grup, güruh her kimse onlar da yerleşimci değil bir hırsızlık şebekesidir. Onun için bu yerleşimci ve yerleşim yeri tabirinden uzak durmak lazım. Batı Şeria'daki Filistin toprağını Filistinlilerin elinden çalmaya çalışan, orayı Gazzeleştirmeye çalışan gelişmeler karşısında bütün gücümüzle gereken mücadeleyi vermeye çalışıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu noktada çok güçlü bir diplomasi trafiğini yürüttüğünü ifade eden Çelik, "Netanyahu, zemin kaybettikçe seçim kampanyasını Cumhurbaşkanımıza karşıtlık üzerine kurmaya çalışıyor. Bunun bizim için herhangi bir hükmü yok. İsrail'deki soykırım şebekesinin Cumhurbaşkanımız hakkındaki bütün açıklamaları hezeyan dolu açıklamalarıdır. Tamamen yalan siyaseti üzerine kuruludur. Cumhurbaşkanımız, Türkiye, partimiz ve Cumhur İttifakımız hakkında yapılan yayınların hepsini yok hükmünde sayıyoruz. Biz doğruyu söylemeye, insanlık ittifakının gür sesi olarak hakikati ifade etmeye devam edeceğiz" dedi.

Çelik, İstanbul'da meydana gelen sel felaketi nedeniyle çok üzgün olduklarının altını çizerek, "Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyoruz. Çeşitli illerde de sel felaketleri oldu. İstanbul ve diğer illerdeki bu felaketlerden zarar gören vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Buradan ailelerine başsağlığı dileklerimizi arz ediyoruz. Burada AFAD, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, devletin tüm ilgili kurumları çalışmaları yapıyorlar. Buradaki hasar tespitleriyle birlikte ilgili kurumların birtakım zararların tazmini konusundaki yaklaşımlarını da somut olarak vatandaşlarımız görecekler" ifadelerini kullandı.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Meclis'e sevk edildiğini hatırlatan Çelik, şöyle devam etti:

"Şimdiye kadar bu konuda birçok provokasyon yapıldı ve yalan söylendi. Önce bunun NATO'ya alternatif bir anlaşma olup olmadığı sorgulandı. Halbuki bunun NATO'ya alternatif olmadığını, tam tersine uluslararası güvenlik mimarisinin tamamlayıcı bir mekanizması olduğunu net bir şekilde ifade ettik. NATO üyesi pek çok ülkenin de güvenlik mimarisinin tamamlayıcısı olarak içinde bulunduğu başka anlaşmalar da var. Mekke Anlaşması'nı da bu şekilde düşünmek lazım. Bu anlaşma kapsamındaki askeri destek, kuvvet konuşlandırması ve diğer unsurların Meclis'in onayı olmadan, anayasal süreçlere tabi olmadan hükümetimiz tarafından hayata geçirilmeye çalışıldığına dair bir yalan siyaseti de epey dolaşıma sokuldu. Halbuki böyle bir şey söz konusu değil. Yüce Meclis'in onayı ve anayasal süreçler dahilinde bu anlaşma Türkiye tarafından işletilecektir. Tabii başka ülkelerin de bu anlaşmaya katılması, anlaşmanın prensipleri, amaçları açısından son derece kıymetli olacaktır. Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Doğu Akdeniz'den Kızıldeniz ve Körfez'e kadar uzanan bölgede barış, istikrar ve istikrarsızlaştırıcı faaliyetlere karşı bölgesel caydırıcılığı ortaya koyma yaklaşımımızın bir ürünüdür."

Bazı çevrelerin bilgi sahibi olmadan bunu bir eksen kayması ve onaysız asker gönderme mekanizması olarak değerlendirdiğini belirten Çelik, "Bunların hepsi asılsızdır. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'nin her türlü yurt dışı görevinin Meclis'in iradesine, Anayasamızın 92. maddesine ve milli egemenlik ilkelerimize tam bir bağlılıkla gerçekleşmektedir. Bundan sonrasında da böyle olacaktır. Zaten Meclis bunu bu çerçevede tartışacaktır, değerlendirecektir" dedi.

Çelik, Suudi Arabistan'a yapılan saldırıları güçlü bir şekilde kınadıklarını anımatasarak, şunları kaydetti:

"Özellikle Mekke-i Mükerreme'ye yapılan saldırılar hiçbir şekilde kabul edilemez. Bunun yanı sıra Riyad, Doğu Bölgesi, Necran, Abha, Hamis Muşayt kentlerine füzeler ve İHA'larla saldırı yapılması kardeş Suudi Arabistan'ın güvenliğine bir tehdit oluşturması bakımından kınadığımız faaliyetlerdir ve bölgesel güvenliği tehdit etmektedir. Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlık devam ederken bir de Babülmendep'in konuşulmaya başlanması bir felaket senaryosuna dönüşür. Bölgesel değil artık küresel barışı da doğrudan etkileyecek bir sonuç doğurur. Dolayısıyla Körfez'deki tırmanmalar karşısında hem Hürmüz Boğazı'ndaki seyir seferin güvenliğinin sağlanması hem de kardeş ülkelere dönük bu saldırıların sona ermesi gerektiğini bir kere daha ifade ediyoruz."

Bu haber otomatik olarak çevrilmiştir.